Rekürren ülser
Gastrik asit sekresyonun operasyondan sonra düşürülememesi rekürren ülserlere neden olabilir. Duodenal ülserlerde daha sık görülen bir durumdur.
Nonrezektif operasyon uygulanan hastalarda risk daha yüksektir. Rekürrenslerin çoğu ilk 2 yıl içinde görülür. Rekürren ülserler rezeksiyondan sonra genellikle anastomozun enterik kısmında yerleşmişlerdir. Ancak
barsakta ve midede nonrezektif operasyonun ardından eşit sıklıkta görülürler. Tanı zordur. Hastalarda tipik peptik ülser ağrısı görülebilir. Tanının doğrulanması endoskopi ile mümkün olmaktadır. N. vagusun inkomplet olarak kesilmesi en sık rekürrens nedenidir. Diğer nedenler ise
tanımlanmamış gastrinoma varlığı, yetersiz rezeksiyon, duodenal güdükte antral doku retansiyonu ve gastroenterostomiden sonra aşırı uzun afferent bacak bırakılmasıdır. Rekürren ülserlerin çoğu H2 reseptör blokörleri ile tedavi edilir. Bunlar başarılı olmazsa vagotomi ve rezeksiyon yada sadece rezeksiyon endikedir.gelmişse yada hastanın eşlik eden ciddi bir hastalığı
varsa ülserin omental yama ile kapatılması en uygun yoldur. Hasta stabilse ve sağlıklıysa ve kontami-nasyon miktarı minimalse asit azaltıcı bir prosedür güvenle yapılabilir. Bazı cerrahlar ülseri içeren plöroplasti ve trunkal vagotomiyi tercih ederken diğerleri yama kapaması ile parietal hücre vagotomisinin en uygun yol olduğunu düşünmektedirler.
BENİGN GASTRİK ÜLSER
Mide ülserleri, duodenal ülserlerden daha az sıklıkla görülürler. Yaşlı hastalarda ve erkeklerde daha sıktırlar. En sık tipi (tip 1) nonoperatif tedaviyle hızla iyileşir. Ancak tekrarlama eğilimi fazladır. Gastrik
karsinomalardan ayrımı için ileri tetkikler gereklidir. Patogenez Etyolopde mukozal savunma mekanizmasında bozulma >n plandadır. Asit pepsin salgılan ve motilite değişiklikleri neydana gelir. Tüm gastrik ülserler etyolojik olarak benzer leğildirler. Üç farklı tip vardır. Tip III benign gastrik ülser
ıreploriktiı; pllorun ilk 2 cm’si içinde bulunurlar. Etyolojileri luodenum ülserleri ile benzerdir. Toplamın %15′ini duştururlar. Tip II benign gastrik ülserler (%20) gastrik ıkışı kısmen tıkamış aktif yada iyileşmiş bir duodenal ülserle
iriikte oluşurlar. Tip III ve tip II ülserler için duodenal lser operasyonları uygundur. Benign gastrik ülserlerin n sık tipi Tip I dir. (%65), küçük kurvaturda oluşurlar, edeni küçük kurvaturda kan akımının az olmasıdır. Sık
İmayarak büyük kurvaturda bulunurlar, bu durumda îrsinomalardan ayrılmaları zor olmaktadır. Bu ülserler testinal içeriğin mideye reflüsü, mukozal dirençteki îfektler ve nonsteroidal antiimflamatuar ilaçların uzun
ireli kullanımına bağlı olarak gelişirler. Preplorik ülser nucu gastrik mukoza prolapsusu görülebilir. Tanı Gastrik ülserin klinik bulguları oldukça değişkendir, [n en sık yakınmadır. Yemekler semptomları arttırabilir, o kaybı sık bir bulgudur. Bunun yanında tamamen smptomatik gastrik ülserlerin varlığı nadir değildir, ı durumda kanama ve perforasyon ipucu olabilir.
Kesin tanısı endoskopi ile yapılabilir. Gastroskopi benign ülserlerin ayrımı yapılabileceğinden son rece önemlidir. Direkt görüntülemenin yanında
stroskopi ile multipl biyopsiler ve fırçalamalar )ilarak histolojik ve sitolojik inceleme için materyal lanabilir. Gastrik veya duedonal ülserin varlığında mideıdenum grafisinde ülser nişi (eldiven parmağı şeklinde na fazı) görül ür.Benign olduğu düşünülen lezyonlarda öncelikle operatrf tedavi endikedir. Yeterli tedaviye rağmen ;şme sağlanamıyorsa malignansi düşünülür ve
rasyon için endikasyondur.